| |
|
|
DÜNYA EKONOMISI EURO BÖLGESI VE AVRUPA KITASI Euro bölgesinde yasanan ekonomik durgunluk daha da derinlesmis ve beklenenden uzun sürmüstür. Ancak, özellikle hisse senetleri fiyatlarindaki artis ve is dünyasindaki güven artisi gelecege iliskin ekonomik öngörülerde iyilesmeye isaret etmektedir. Son dönemde beklentilerdeki olumlu gelismelere ragmen, hanehalki ve reel sektör güvenine iliskin göstergeler oldukça düsük seviyelerde bulunmaktadir. Diger taraftan issizlik artmaya devam etmektedir ve sanayi üretimine iliskin beklentiler istenen düzeye Euro bölgesindeki olumsuzluklarin basinda talep bilesenlerindeki sorunlar gelmektedir. Son yillarda yatirim harcamalarinda önemli düsüsler söz konusudur. Ancak geçen yil tüketim harcamalarinda ufak çapli bir artis gözlenmistir ve enflasyonun düsme sürecinde reel ücretlerin artmasiyla da daha da artacagi beklenmektedir. Ancak, hanehalki güveni issizligin artmasi nedeniyle oldukça zayiftir. Büyümenin diger ayagini olusturan dis ticarette de olumsuz gelismeler söz konusudur. Bölgedeki belli basli ekonomilerdeki talep yetersizligi ihracatin düsük seyretmesine yol açmakta ve son iki yilda euronun deger kazanmasi ekonomik büyümenin daha önceki yillarda oldugu gibi ihracat ile saglanabilecegi öngörülerini azaltmaktadir. Bu asiri degerlenmenin parasal gelismeler üzerindeki etkisi düsük faiz oranlari ile giderilmeye çalisilmaktadir. Avrupa Merkez Bankasi Haziran ayindaki faiz indirimden sonra, Ekim ayinda yaptigi toplantida da faiz oranlarinin yüzde 2'de kalmasina karar vermistir. Bu kararin arkasinda orta vadede fiyat istikrari hedefinin saglanacagina dair olumlu beklentiler yatmaktadir. Faiz oranlarinin bu düzeyi ekonomik faaliyetleri de desteklemektedir. Euro bölgesi, 2003 yilinin ilk çeyreginde, 2002 yilinin ayni dönemine göre yüzde 0,8, ikinci çeyreginde ise yüzde 0,2 büyümüstür. Çeyrek dönemler itibariyle bir kiyaslama yapildiginda, ikinci çeyrekte euro bölgesi GSYIH'si yüzde 0,1 oraninda gerilemistir. Bu gerilemede gelirin iki önemli alt bileseni olan iç talep ve ihracatta yasanan gelismeler etkili olmustur. Iç talebin büyümeye etkisi 0,4 puan düserek yüzde 0,1 olurken, net ihracatin etkisi 0,3 puan artmis ancak yine yüzde -0,2 ile negatif olmustur. Iç talep bilesenlerine bakildiginda, stok degismelerinde beklentiler dogrultusunda bir azalma, kamu harcamalarinda önemli sayilabilecek bir artis ve gayri safi sabit sermaye yatirimlarinda ise daha ilimli bir artis söz konusudur. 2003 yilinin ilk yarisinda jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle özel tüketim harcamalarinda beklentiler dogrultusunda bir azalma yasanmistir. Kisa dönemde euro bölgesinin ekonomik görünümü oldukça zayiftir. Ekonomik iyilesme büyük ölçüde dis talepteki olumlu gelismelere, düsük faiz orani seviyesine, sirketlerin bilanço ayarlamalarina bagli bulunmaktadir. Bu baglamda, Almanya'nin 2003 yilinda büyümesi beklenmemektedir. 2004 yili içi ise çok küçük oranli bir büyüme tahmini yapilmaktadir. Fransa'da ekonomik büyümenin 2003 yilinda 0,5 ve 2004 yilinda da yüzde 2 olacagi ve Italya için de beklentilerin bu degerlerden biraz düsük olacagi tahmin edilmektedir. Euro bölgesinin küçük ekonomileri olarak kabul edilen ülkelerden Portekiz ve Hollanda'da ekonomik aktivite baski altinda bulunmaktadir. Avusturya ve Belçika'da ise son üç yilda büyüme yüzde 1 veya bu degerin altinda gerçeklesirken,. Irlanda'da büyüme bu yil keskin bir düsüs yasamistir. Diger taraftan, yüksek yatirimlar nedeniyle Ispanya'da ve özellikle Olimpiyat Oyunlari için yapilan hazirliklarinda dahil edildigi ve iç talebin göreli olarak yüksek oldugu Yunanistan'da büyüme oldukça esnek gözükmektedir. Yilin üçüncü çeyregi için anketlerde yer alan göstergeler ve üretim rakamlari daha olumlu bir havaya isaret etmektedir. Bu gelismeler paralelinde 2004 yilinda ekonomik iyilesmenin giderek artacagi beklenmektedir. Ihracattaki degisim 2003 yilinin ilk çeyregi ile kiyaslandiginda biraz toparlanmis olmakla beraber, halen negatiftir, ithalatta ulasmamiise çok ufak bir düsüs söz konusudur. Eurostat'in verilerine göre sanayi üretim endeksi Temmuz ayinda Haziran ayina göre yüzde 1 oraninda artmistir. Sanayi üretimindeki bu artis Almanya'daki güçlü üretim artisina baglanmakta olup, iyilesmeye iliskin kesin isaretler henüz mevcut degildir. Temmuz ayindaki artista yatirimlara iliskin olumlu beklentiler dogrultusunda özellikle sermaye mallari ve dayanikli tüketim mallari üretimindeki artislar etkili olmustur. Bununla birlikte, üç aylik ortalamalara göre bir degerlendirme yapildiginda ve Mayis-Temmuz dönemi, Subat-Nisan dönemi ile karsilastirildiginda, tüm sektörlerde üretim endeksinin halen negatif seyrettigi görülmektedir ki, bu da Mayis ayindaki önemli üretim düsüslerine baglanabilir. Agustos ayindan itibaren ise bir iyilesme beklenmektedir. Euro bölgesi issizlik orani 2003 yilinin Mart ayindan beri yüzde 8,8 düzeyinde gerçeklesmektedir. Euro bölgesi fiyat gelismelerine bakildiginda, Temmuz ayinda yüzde 1,7 olan tüketici fiyatlari endeksindeki artis, Agustos ve Eylül aylarinda yüzde 2,1 olarak gerçeklesmistir. Özellikle enerji ve Avrupa genelindeki sicak ve kurak geçirilen yaz nedeniyle islenmemis gida ürünleri fiyatlarinda önemli artislar söz konusudur. Üretici fiyatlari üzerindeki enflasyonist baskilar biraz yavaslamis olup, üretici fiyat artisi Temmuz'da yüzde 1,4 olmustur. Bütün bu gelismelerle birlikte, 2003 yili genelinde enflasyonun yüzde 2 civarinda olacagi beklenmektedir. Kisa dönemde ise, petrol fiyatlarindaki istikrarsizlik, bazi ülkelerdeki vergi oranlarindaki artis ve hava kosullari nedeniyle tüketici fiyatlari endeksindeki birtakim dalgalanmalarin söz konusu olacagi düsünülmektedir. 2004 yilinda ise enflasyonun yüzde 2'nin altina düsecegi ve fiyat istikrari hedefleriyle uyumlu olacagi beklenmektedir. Bu beklentiler asamali ekonomik toparlanmaya paralel olarak ücretlerdeki ilimli gelismelere dayanmaktadir. Diger taraftan ithal fiyatlarindaki olumlu gelismelerin üretici fiyatlarindaki enflasyonist baskilari azaltarak tüketici fiyatlarina yansimasi beklenmektedir. Uzun dönemli enflasyon beklentisi yüzde 2 civarinda bulunmaktadir. Euro bölgesi disindaki ülkelerden Ingiltere'de ekonomik büyüme, yatirimlarda ve özel tüketim harcamalarindaki düsüs ile dis talepteki bozulma nedeniyle 2003 yilinin ilk yarisinda gerilemistir. Son dönemde reel kesim güven endeksi de dahil olmak üzere birçok gösterge ekonominin toparlanmaya basladigina isaret etmektedir. Yillik emlak fiyatlari enflasyonu son aylarda düsmüstür, ancak halen yaklasik yüzde 17 ile yüksek seyretmektedir. Isgücü piyasasi oldukça esnek bir yapi göstermekte ve issizlik oldukça düsük düzeyde seyretmektedir. Danimarka, Norveç ve Isveç'te ise issizlik oranindaki artis ve uluslararasi konjonktüre bagli olarak 2003 yilina iliskin büyüme öngörüleri asagiya çekilmistir. Üç ülke Merkez Bankasi Haziran ayi baslarinda faiz oranlarinda bir indirime gitmisler ve enflasyonist baskilarin azalmasiyla ekonomik aktivitedeki durgunluk devam ederse tekrar faiz indiriminde bulunacaklarini açiklamislardir. Ancak konjonktürdeki gelismelere bagli olarak, 2003 yilinin ikinci yarisindan itibaren ve 2004 yilinda ufak çapli bir toparlanma söz konusu olacaktir. Isviçre'de ekonomik büyümenin 2003 yilinda azalacagi beklenmektedir, ancak 2004 yilinda ticaret ve destekleyici makroekonomik politikalarla birlikte bir iyilesme olacagi tahmin edilmektedir.AB'NE ADAY ÜLKELER AB'ne aday ülke ekonomilerinde bir canlanma ve kisa vadede olumlu bir görünüm söz konusudur. Birçok aday ülkede büyüme ihracat ve özel tüketim harcamalari ile saglanmistir. 2004 yilinda firma kar beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte yatirim harcamalarinin ve ihracatin artmasi beklenmekte olup, böyle bir gelismenin de bölge GSYIH artis hizina olumlu katkida bulunacagi tahmin edilmektedir. Ihracattaki artis sürerken, aday ülkelerin büyümeye iliskin öngörüleri büyük ölçüde euro bölgesi ekonomilerinin toparlanmasina bagli bulunmaktadir, zira birçok aday ülke GSYIH'larinin yaklasik yüzde 10-35'ini bu ülkelere ihraç etmektedirler. Bunun disinda aday ülkelerin ekonomik büyümelerini tehdit eden diger bir unsur, euronun 2002 yilinin Subat ayindan beri degerlenmis olmasi ve euroya bagli birçok para biriminde görülen reel efektif degerlenmedir. Ihracatlarinin büyük bir bölümünü euro bölgesine yapan ve paralari büyük ölçüde degerlenen ülkelerde 2002-03 yilise çari için net ihracatin büyümeye katkisi negatif olmustur. Yapisal reformlar ve AB üyeligi orta vadede bölgedeki ekonomik büyümeyi destekleyecektir, ancak buna ragmen bazi riskler de mevcuttur. Aday ülkeler mali açidan oldukça zayiftirlar, diger taraftan nüfusun yaslanmasi, AB'nin çevre standartlarina uyum konusunda harcamalarin baski altinda tutulmasi ve AB Gelisme Fonlarinin kullanimi gibi güçlükler zayif mali yapiyi daha da kirilgan hale getirmektedir. Aday ülkelerde bankacilik sisteminin oldukça düzgün isledigi gözlemlenmektedir, ancak son dönemlerde özel kredilerde bir artis söz konusudur ve AB'ye girisle birlikte bankalar arasindaki rekabetin sertlesmesi ve marjinler üzerine baskida bulunmasi beklenmektedir. Cari islemler açigi birçok ülkede oldukça büyük boyutlardadir ve bu durum bazi ülkelerde önemli sikintilara yol açmaktadir. Diger taraftan son dönemdeki sermaye girisinin kisa dönemli oldugu düsünülürse, bu sermayenin aniden bölgeden çikmasi da diger bir risk unsuru olarak karsimiza çikmaktadir. Bu riskler altinda, zamaninda mali konsolidasyon yapilmasi bankacilik sisteminin izlenmesini saglamak ve büyüme saglayici yapisal reformlar açisindan önem kazanmaktadir. Aday ülkelerdeki olumlu ekonomik havanin sürmesi hayata geçirilecek yapisal reformlara baglidir. 2004 yilinin ortasindan itibaren birçok ülkenin AB üyeligi ile birlikte, aday ülkeler açisindan euronun kabulü makroekonomik istikrarin saglanmasinda disiplin edici bir güç olusturacaktir, ancak diger taraftan euroya geçis konusunda aceleci davranilmamasi gerekmektedir. RUSYA VE BAGIMSIZ DEVLETLER TOPLULUGU Bölge ekonomisi 1999-2002 yillari arasinda ortalama yüzde 7,5 oraninda büyümüstür. Bu büyümenin arkasinda Rusya'nin 1998 yilindaki kriz sonrasinda gerçeklestirdigi siçrama yatmaktadir. Kriz sonrasinda Rusya'da petrol fiyatlari ve enerji ihracati artmis ve buna bagli olarak da hükümet harcamalari ve enerji sektöründeki yatirimlar artmistir. 2002 yilinda GSYIH artisini hizlandiran faktörlerin basinda özellikle Rusya ve Ukrayna basta olmak üzere diger ülkelerdeki ücret ve emekli ayliklarindaki önemli artislar nedeniyle özel tüketim harcamalarindaki artis, piyasalarda likiditenin artmasinin bir sonucu olarak kredilerde görülen büyük oranli artis ve yilin son çeyreginde görülen ihracat artisi gelmektedir. Enerji sektörü disinda yatirim faaliyetleri, kismen ücretlerin artmasi nedeniyle kar oranlarindaki düsüs, kismen de özel sektör yatirimlari için elverissiz yatirim ortami nedeniyle yavaslamistir. Temel ekonomik göstergeler bölge ekonomisinin 2003 yili basinda oldukça güçlü oldugunu göstermistir ve 2003 yili geneli için GSYIH artisinin yüzde 5,8 olacagi öngörülmektedir. Yüksek oranli büyüme öngörüsünün nedeni büyük ölçüde net enerji ihracatçisi olan ülkelerde ve özellikle de Rusya'daki güçlü büyüme performansinin sürmesidir. Bölge ekonomisinin büyüme hizi 2004 yilinda petrol piyasalarindaki gelismelere ve tüketim harcamalarinin kabul edilebilir oranlara inmesi nedeniyle yavaslayacaktir. Bölge ülkeleri özellikle petrol piyasasindaki gelismeler, birkaç ülkede gözlenen yüksek oranli ücret artislari ve enerji sektörü disindaki sektörlerdeki yatirimlarin yetersizligi gibi risklerle karsi karsiya bulunmaktadir. Bölgede, talepteki artis, petrol fiyatlarindaki düsüs ve yabanci sermaye yatirimlarina iliskin ithalat talebindeki artis (Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan) nedeniyle cari islemler fazlasinin 2003/04 döneminde azalacagi tahmin edilmektedir. Bölgedeki enflasyon oranlari düsmeye devam etmektedir, ancak halen birçok gelismekte ülkeyle kiyaslandiginda yüksek seviyededir. Bununla birlikte fiyat hareketleri bölge içinde ülkeden ülkeye büyük degisiklik göstermektedir. Ileri düzeyde reform yapan ülkelerde enflasyon tek haneli rakamlara indigi halde, reformlar konusunda daha geride olan ülkelerde ise halen çok yüksek seviyelerde bulunmaktadir (Beyaz Rusya ve Özbekistan). Rusya'da yüksek sermaye girisleri ve özellikle ticarete konu olan mallardaki üretim artisi kosullarinda enflasyonu kontrol etme ve rubledeki degerlenmeyi sinirlama çeliskisi devam etmekte olup, bu enflasyonla lari içmücadelede bir gecikme yaratmaktadir. Daha esnek bir döviz kuru rejimi rubledeki kaçinilmaz reel degerlenmeye izin verirken, Merkez Bankasi da enflasyon hedefine yogunlasabilecektir. IMF, kurulmasi planlanan Petrol Istikrar Fonunun (Azerbaycan ve Kazakistan'da oldugu gibi) petrol fiyatlarina bagli döviz kuru dalgalanmalarini azaltacagi görüsündedir. Bölge ekonomisinde, yüksek petrol fiyatlari ve reel ücretlerdeki artis nedeniyle yasanan canlanmanin devam etmesi oldukça zor gözükmektedir. Bölge ekonomisinde büyümeye iliskin öngörüler yapisal reformlarin hizlanmasiyla baglantilidir. Azerbaycan ve Ermenistan disindaki tüm ülkelerde reformlara iliskin bir yavaslama gözlenmistir. Reformlar konusunda BDT ülkeleri AB'ye aday ülkelerin arkasinda yer almaktadirlar. Iki ülke grubu arasindaki açik özellikle özel sektörün gelisimi, girisim, altyapi ve mali sektör reformlari alanlarinda kendini hissettirmektedir. Dogal olarak, ülkeler arasindaki öncelikler de farklilasmaktadir. Rusya, bankacilik sisteminin güçlendirilmesi, elektrik ve ulasim sektörlerinde rekabetçi bir piyasanin olusturulmasi, kamu hizmetleri ve kamu yönetiminde verimliligin arttirilmasina iliskin hususlarda reformlara ihtiyaç duyarken, Ukrayna'nin önceligi vergi reformunu da içine alan yatirim ortaminin iyilestirilmesi ve enerji sektöründe faaliyet gösteren kamu tesebbüslerinin finansal problemlerinin giderilmesidir. Fakir BDT ülkelerinde yapisal reformlar daha çok yönetimin ve yatirim ortaminin iyilestirilmesine odaklanmalidir. Özellikle Ermenistan, Kirgizistan, Tacikistan ve Özbekistan gibi fakir ve kara ile çevrili BDT ülkelerinde altyapi yatirimlarindaki gecikme ve transit ticaret ve bunun resmi olmayan vergilendirilmesi veya enerjinin net ihracatçidan net ithalatçiya dagitimi gibi BDT içi ticari engeller büyümenin önündeki ciddi engelleri olusturmaktadir. ORTADOGUOrtadogu bölgesinde mali reformlar istikrar ve yüksek büyüme için anahtar roldedir. 2003 yilinda Ortadogu bölgesinde büyümenin yüzde 5,1 olacagi tahmin edilmektedir. Bu büyümeyi agirlikli olarak savas öncesinde yüksek OPEC petrol kotalari ve petrol üretimi nedeniyle petrol ihraç eden ülkelerin (özellikle Suudi Arabistan ve Körfez Isbirligi Konseyi ülkeleri) kaydettikleri büyüme, yüksek petrol fiyatlari ve özellikle Iran'da son dönemde gözlenen ekonomik reformlarin olumlu etkileri olusturmaktadir. Diger taraftan fiili olarak Irak'taki savasin erken bitmesine ragmen istikrarin saglanamamis olmasi bölgedeki ekonomik faaliyetler üzerinde agirligini hissettirmektedir. Özellikle Irak ile ekonomik iliskileri olan (Ürdün, ve Suriye) Masrek ülkelerinde (Suriye, Misir, Ürdün) kismen bir büyüme söz konusu olacaktir ve bölgedeki güvenlik sorunu nedeniyle turizm (Ürdün, Misir) üzerinde olumsuz etki yaratacaktir.2004 yilinda ise büyümenin kismen gerileyecegi beklenmekle birlikte, petrol üreten ve üretmeyen ülkeler arasinda varolan önemli farkliliklar devam edecektir. Dünya ekonomisinde beklenen düzelme ve bölgedeki jeopolitik belirsizliklerin azalmasiyla birlikte, Masrek ülkelerinde ilimli bir büyüme gerçeklesecektir. Ancak, petrol üreticisi ülkelerde petrol üretiminde ve fiyatlarindaki düsüsle birlikte GSYIH'nin gerilemesi beklenmektedir. Bölgedeki büyümenin geçmis dönemlerle kiyaslandiginda ortalamanin üstünde olacagi öngörülmektedir, tabii bunda Irak'in yeniden yapilandirilmasinin olumlu etkisi bulunacaktir. Bölgedeki hassas güvenlik durumu ile birlikte, petrol piyasasinin görünümü de diger bir belirsizligi olusturmaktadir. Uzmanlar orta vadede petrol fiyatlarinda asagiya dogru bir egilime isaret etmektedirler ki, bu birçok petrol üretici ülke açisinda olumsuz bir etki yaratmaktadir. Bölge genelinde ve özellikle de Masrek ülkeleri ile bazi petrol üreticisi ülkelerde kamu borçlari oldukça yüksek seyretmektedir. Bütün bu olumsuz gelismelerle birlikte, bölgedeki birçok ülke oldukça önemli sayilabilecek adimlar atmislardir. Suudi Arabistan 2003 yilinda elde ettigi yüksek petrol gelirine ragmen harcamalarda GSYIH'nin yaklasik yüzde 4'ü oraninda kisintiya giderek denk bütçe hedefi gerçeklestirmek istemektedir. Ürdün ise, GSYIH'nin yaklasik yüzde 2'sine denk gelecek gelir arttirici önlemler yürürlüge koymaktadir. Ürdün hükümeti gelir arttirici önlemler olarak, petrol ürünlerinin fiyatlarini arttirarak 2003 yilinda daha müküçük bir bütçe açigi verilmesini hedeflemektedir. Ortadogu ülke ekonomileri için üzerinde durulmasi gereken konu, yüksek oranli issizligi azaltmak ve hizla artan isgücü için orta vadede büyümeyi hizlandirmaktir. Son dönemde bölgede gerçeklestirilen yapisal reformlar oldukça istikrarsiz olmakla beraber, en önemli gelismeler, devletin birçok sirketteki hisselerini kismen satmasi (Iran, Ürdün, Umman ve Suudi Arabistan), tarife disi engellerin azaltilmasi (Iran), belli basli sektörlerde yabanci sermaye girisine izin verilmesi (Iran, Kuveyt, Umman ve Katar), kamu hizmetlerinin verimli hale getirilmesi için gerçeklestirilen kurumsal reformlar (Bahreyn, Ürdün ve Suudi Arabistan), gelismis vergi yönetimi (Misir, Iran, Ürdün, Lübnan) ve mali sektör reformlaridir (Suudi Arabistan ve Birlesik Arap Emirlikleri). Körfez ülkeleri arasinda 2010 yilinda gerçeklestirilmesi planlanan parasal birlik hedefi henüz çok uzakta görünmektedir. Bu hedefe ulasilabilmesi için ülke ekonomileri, kurumlari ve yasal mevzuatlari arasindaki farkliliklarin giderilmesi gerekmektedir. Kaynaklar:
|