| |
|
|
DÜNYA EKONOMISI ABD ABD ekonomisi 2001 yilinda %0.3 büyüme oraniyla girdigi durgunluktan 2002 yili basinda kurtulmus, yil genelinde %2,4'lük bir büyüme rakami yakalanmistir. 2002 yilinin ikinci yarisinda artan jeopolitik belirsizliklerin, Irak savasi hazirliklarindaki ve hisse senedi fiyatlarindaki balonun patlamasinin etkisiyle büyüme orani düsmüs ancak Irak savasinin bitmesiyle büyüme tekrar ivme kazanmistir. Ikinci çeyrek GSYIH verileri, beklenenin üstünde çikmis, kamu harcamalarinin artmasi, tüketimde ve yatirimda artis belirtilerinin görülmesi Eylül'de tüketim harcamalari %0,6 oraninda, araç satislari ise Eylül'de %12, Ekim'de %6,5 oraninda düsmüstür; vergi indirimlerinin getirdigi genisletici etkiler de azalmaktadir. Düsük tasarruf oraninin, hanehalkinin asiri borçlu durumunun, mesken yapimindaki rekor artisin, hisse senedi piyasasindaki yüksek fiyat/kazanç oraninin olusturdugu balonun getirdigi riskler sürmektedir. Dolayisiyla dördüncü çeyrekte büyümenin önemli ölçüde yavaslamasi beklenmektedir. Diger taraftan, para ve maliye politikalari gevsemeye devam etmekte, vergi oranlari düsmekte, savunma harcamalari artmaktadir. Faiz oranlari tarihsel standartlara göre hala düsüktür. Dolar 2002'nin baslarindaki zirvesinden sonra önemli ölçüde devalüe olmus durumdadir. Ancak, devalüasyonun etkileri ancak yeni yeni görülmeye basladigindan cari islemler açigi rekor kirmaktadir. 2003 yilinda cari islemler açiginin GSMH'ya oraninin %5,1'i bulmasi beklenmektedir. Bu, uluslar arasi iktisat literatüründe risk seviyesi olarak görülen %5'in üzerindedir; ancak dis dünyanin bu açigi finanse etmekteki istekliligi, sermaye girisleri, ABD için cari açigi kriz tehlikesi yaratmaktan uzak tutmaktadir. Yüksek atil kapasitelerin yatirimlardaki artisi sinirlama ihtimali, mesken insaati sektörünün tüketim artisina olan katkisinin sürme ihtimalinin düsüklügü, firma ve hanehalki bilançolarindaki borçlar, mesken fiyatlarindaki artisin ileride patlayabilecek bir balon olusturma ihtimali, büyük cari açik ve bütçe açigi, dolarin son yilda devalüe olmasina ragmen, orta vadeli perspektifte hala degerli olmasi ekonominin zayifliklarini olusturmaktadir. ABD'nin Ekim 2002-Eylül 2003 döneminde 374,2 milyar dolari bulan bütçe açiginin 2004 yilinda da sürmesi beklenmektedir. Süre giden bütçe açiklari vergi indirimlerinden elde edilebilecek uzun vadeli faydalari azaltabilecek ve cari islemler açiginin ciddi sorunlara yol açmadan düzeltilmesi güçlestirilebilecektir. Cari islemler açiginin düzeltilmesi süreci GSYIH'da ve iç talepte daha düsük büyüme oranlarina yol açabilecektir. ABD ekonomisinin gelecege yönelik en önemli güçlü yönü verimlilik artisi olmaktadir. Cari yildaki verimlilik artisi her ne kadar bir ölçüde isgücünde yapilan kisintinin etkilerini yansitmakta ise de, verimlilik artisinin ilerideki yillarda da artmasi (1990'larin sonundaki kadar olmasa da) beklenmektedir. Bu artis büyük ölçüde bilgi teknolojilerindeki gelismelerden ve bu gelismelerin diger sektörlerde sirayet eden etkilerinden kaynaklanacaktir. JAPONYA Japonya, son on yildir içinde bulundugu durgunluktan 2003 yilinda da çikamamistir. Ancak üçüncü çeyrekte ihracatta gözlenen artis, deflasyonun hiz kesmesi, yavas da olsa büyümenin canlanmasi umutlari artirmistir. bunda e Japonya'ya iliskin ileriye yönelik tahminlerde deflasyonun sürüyor olmasi, firmalarin, finans sektörünün ve kamu sektörünün bilançolarindaki zayifliklar, ekonominin iç ve dis soklara açikligi ekonomik büyümenin 2003 ve 2004 yillarinda artmasinin karsisindaki riskler olarak görünmektedir. Bankalarin ve firmalarin yeniden yapilandirilmasinda yavas ilerlenmektedir. Hisse senedi ve bono fiyatlarinin düsme ihtimali ve firmalarin ve mali sektörün bilançolarin zayiflama potansiyeli bulunmaktadir. Bunlarin gerçeklesmesi halinde banka kredileri ve yatirimlar azalabilecektir. Devletin artan kamu borcu, gerekli tedbirler alinmazsa reel faizleri yükseltebilir. Firma karlari her ne kadar geçen yilda arttiysa da ve borç/öz kaynaklar orani indiyse de, bir çok firma hala yüksek borç kaldiraci, düsük karlilik ve atil kapasite sorunlari yasamaktadir. IMF'ye göre ekonomideki bu risklerin azaltilabilmesi için ekonominin zayif noktalari üzerinde durmak gerekmektedir. Bankalarin sermaye yapilarinin iyilestirilmesi, süpheli alacaklarin tasfiyesi, firmalarin yeniden yapilandirilmasi önem kazanmaktadir. Japon Merkez Bankasi gevsek para politikasi uygulamaktadir ve bu, kisa vadeli faiz oranlarini sifirda tutulmasina ve mali sistemin istikrar kazanmasina yardim etmistir; ancak deflasyonu durduramamis, deflasyon beklentilerini kiramamis, parasal büyümede, banka kredilerinde artis saglayamamistir. Yine IMF'ye göre Merkez Bankasi deflasyonu sona erdirmek için zaman tayini yaparak bunu duyurmali, orta vadeli enflasyon hedefi koymali, önemli miktarda finansal varlik almalidir. Bu, para politikasinin finansal varliklarin fiyatlari ve likidite kanallari ile etkili olmasini da saglayabilecek, finansal varliklarin fiyat seviyesinin yükselmesine yardim edecek ve parasal tabanin artmasina izin verecektir. Son on yilda hizla artan kamu borcu ve yaslanan nüfusun getirdigi baski mali konsolidasyonu gerektirmektedir. Kamu finansmanini sürdürülebilir bir yapiya oturtmak için orta vadeli bir strateji gerekmekte olup, bu strateji kamu harcamalarinin azaltilmasi, düsük degeri olan kamu yatirim projelerinin kisilmasi, kamu sosyal güvenlik ve saglik sisteminin reformu, vergi tabanin genisletilmesi gibi hususlari içermelidir. ASYA PASIFIK 2003 yili basindaki yavaslamaya ragmen, Asya-Pasifik ülkeleri bu yil yine dünyanin en hizli büyüyen bölgesi olmustur ve büyümenin 2004 yilinda da artarak sürmesi beklenmektedir. Büyümenin en önemli faktörlerinden biri net ihracat olmustur. Bir çok ülkede, ABD Dolarina açik veya zimni olarak baglanan kurlardaki devalüasyon bunu etkilemistir. Iç talebin rolü krizi takip eden döneme göre artmissa da, dünya ekonomisindeki gelismeler bölge ekonomisini belirleyen en önemli etmen olmustur 2003 yilinin basinda bölgenin büyüme hizi, savasa bagli belirsizlikler, artan petrol fiyatlari ve SARS'a bagli olarak önemli ölçüde düsen iç talep sebebiyle yavaslamistir. Bölgedeki bazi ülkelerin (Kore ve Filipinler dahil) ihracatlarinin elektronik sektöründeki zayifliktan etkilenerek düsmesi, Kore'de tüketici kredilerindeki büyümenin azalmasi, 2003 yilinin baslarindaki düsük büyüme oranini etkileyen faktörler arasindadir. Çin'de ihracata ve yatirim artisi da ilk çeyrekte %10'luk yildan yila büyüme orani yakaladiysa da, SARS'in etkisiyle ikinci çeyrekte büyüme yavaslamistir. SARS'in etkileri özellikle Hong Kong ve Singapur'da turist sayisinda ve perakende satislarda görülmüstür. SARS artik büyük ölçüde kontrol altina alinmistir ancak ertelenen yatirimlarin üretim üzerindeki etkisi, kisin hastaligin yeniden artmasi ihtimali risk ögeleri olmayi sürdürmektedir. Bilgi teknolojileri sektöründeki sorunlar, yavaslayan elektronik sektörü ihracati ve alinan siparisler/gönderilen mallar orani gibi gelecege yönelik göstergelerin Asya Pasifik ülkelerinin bir çogunda, 2003 yili baslarindaki yavas büyümeye karsi uygun politikalar uygulandi. Para politikasi gevsetildi; buna ragmen enflasyonun da kontrol altinda tutulmasi basarildi. SARS'tan en çok etkilen sektörlerde zararlarin giderilmesi için mali destekler verildi. Ancak Hindistan ve Filipinler gibi kronik yüksek kamu borcu olan ülkelerde genisletici mali politikalar uygulama imkani çok daha kisitli olmustur. Bölgedeki pek çok ülkenin resmi rezervlerini artirmaya devam ediyor olmalari bu ülkelerin esnek kur politikasina geçisi saglayabilecek reformlari henüz yapmak niyetinde olmadigini göstermektedir. Makroekonomik politikalarin ötesinde bölgede çözümlenmesi gereken sorunlar geri dönmeyen krediler sorunu (özellikle Çin, Endonezya, Filipinler ve Tayland'da), kredi sisteminin basarisi için iflas kanunlarinin güçlendirilmesi ve firmalarin yeniden yapilandirilmasi geregi (özellikle Hindistan, G. Kore, Filipinler ve Tayland'da), firma yönetisiminde daha fazla reformlarin yapilmasina duyulan ihtiyaç, muhasebe ve denetim sistemlerinin güçlendirilmesi (özellikle G. Kore'de) ve piyasaya dayali bir aracilik sisteminin yerlesmesi için bankalarin özel mülkiyete geçmesinin saglanmasi (özellikle Endonezya ve G. Kore'de) olarak siralanabilir. Avustralya ve Yeni Zelanda'da büyüme 2003'te 2002 yilina göre daha düsük olacaktir. Avustralya'da 2002 yilinda 3,6% olan GSYIH büyümesinin 2003 yilinda %3, Yeni Zelanda'da 2002 yilinda %4,4 olan GSYIH büyümesinin 2003 yilinda %2,6 olmasi beklenmektedir. Büyümedeki düsüs, büyük ölçüde Avustralya ve Yeni Zelanda dolarlarinin son 2 yilda önemli oranda deger kazanmasinin, hammadde fiyatlarindaki düsüsün ve süre gelen kurakligin etkisiyle olmustur. 2004 yilinda ekonomideki oraninin artmasi, Avustralya GSYIH'sinin %3,5 ve Yeni Zelanda GSYIH'sinin %2,9 oraninda büyümesi beklenmektedir. ÇIN HALK CUMHURIYETI Asya ülkeleri içinde hem 2003 ve hem de 2004'te en hizli büyümeyi %8,2 ve %7,7 ile Çin'in yakalayacagi tahmin edilmektedir. Çin'in son 10 yilda artan büyüme hamlesinin en önemli faktörlerinden biri dis ticaret olmustur. Ülkenin dis ticaretinde 1990'lardan itibaren gözlenen artis dünya ticaretindeki artisin üç kati daha hizlidir. Çin, 2002 yilinda Ingiltere'yi geride birakarak dünyanin en büyük 5. mal ihracatçisi olmustur. 2002 yilinda bir önceki yila göre mal ithalat ve ihracati %20 oraninda artmistir. Bunda ülkeye gelen ve büyük ölçüde ihracata yönelik sektörlere giren yabanci sermaye (2002 yilinda 53 milyar $) ile ucuz isgücü önemli rol oynamistir. Ülkenin cari islemler hesabi 1994 yilindan beri fazla vermektedir. Son 12 ay itibariyle de ülkenin dis ticareti 19,6 milyar dolar fazla vermistir. Hizli büyümeyle gelen verimlilik artislarinin, yüksek oranlara ulasan yabanci sermaye girisinin ve cari islemler fazlasinin yuan'in degerlenmesine yol açmasi beklenirdi ancak Çin'in uyguladigi dolara sabitleme politikasi buna engel olmaktadir. Ancak son yillarda artan iç talep sebebiyle Çin'in ithalati ihracatindan daha fazla, yaklasik %40 oraninda artmaktadir. Çin'in DTÖ üyeligi ile birlikte önemli tarife indirimlerine gitmesi ithalatini daha da artirabilecektir. Çin, ihracat ve yatirim artisina dayali olarak 2003 yilinin ilk çeyreginde %10'luk yildan yila büyüme orani yakaladiysa da, SARS'in etkisiyle ikinci çeyrekte büyüme yavaslamistir. Ancak orta vadeli büyüme üzerinde SARS'in önemli bir etkisinin bulunmamasi beklenmektedir. Üçüncü çeyrekten itibaren yatirimlarin güçlenmesinin ve hizli kredi genislemesinin (tüketici kredileri dahil) de etkisiyle ekonominin büyüme egilimi artmistir. Ülkenin ödemeler dengesi pozisyonu güçlüdür ve ülkede para politikalari ekonomide istikrarin saglanmasini hedeflemektedir. Çin para birimi yuan dolar karsisinda sabitlenmis durumdadir, dolayisiyla, zaten düsük degerli olan yuan, dolarin deger kaybiyla birlikte deger kaybetmeye devam etmektedir. Bu da ülkenin ihracatini desteklerken, ithalatini azaltici rol oynamaktadir. zayifliLATIN AMERIKA Latin Amerika ülkelerinde, 2002 yilinda yasanan %0,1 oranindaki küçülmeden sonra, 2003 yilinda küçük de olsa bir toparlanma görülmüstür. GSYIH artisinin 2003 yilinda %1,1 ve 2004 yilinda %3,6 olarak gerçeklesmesi beklenmektedir. Latin Amerika ülkeleri arasinda büyüme oranlari önemli farkliliklar göstermekte ve zaman zaman siyasi belirsizlikler önemli rol oynamaktadir.Bölge ekonomilerindeki toparlanma ve büyüme beklentilerini etkileyen faktörler, dünya ekonomisindeki büyümenin güçlenmesi, önemli ölçüdeki reel kur devalüasyonlari, risk istegindeki artisla birlikte yükselen bono piyasalarinda gözlenen canlanma ve politikalarin iyilesecegine olan beklentiler olmustur. Ancak ekonomik düzelmenin kirilgan yönleri sürmektedir. Bono piyasalarindaki yükselisin sürdürülememesi, risk isteginde düsüs ve gelismis ülke faiz oranlarinda artis olmasi ihtimalleri, büyüme beklentilerini ve ekonomik istikrari tehdit edebilecek önemli risklerdir. Siyasi istikrarsizliklar bazi Latin Amerika ülkelerinde iyilesmekte olan ekonomik durumu ve yapisal reformlardaki ilerlemeleri sekteye ugratabilir. Ekonomideki düzelmenin kirilganligi bölgenin ekonomik soklara dayanikliligini saglamak için reformlar yapma geregini artirmaktadir. IMF'ye göre kamu borçlarinin soklardan etkilenmeyecek seviyelere indirilmesi, bankacilik sisteminin güçlendirilmesi, düsük enflasyona ulasmak için merkez bankasi bagimsizliginin saglanmasi, ticaret, is gücü piyasasi ve adalet sistemi reformlari, sosyal esitlik ve yönetisimi iyilestirmeye yönelik kurumsal reformlar öncelikle yapilmasi gerekenler arasindadir. Bazi Latin Amerika ülkelerinde, mesela Brezilya'da, finansal pazarlarda önümüzdeki dönemde bu reformlarda ilerleme beklenmektedir. Meksika ve Sili'nin Arjantin krizinin ülkeleri üzerindeki etkilerini atlatabilmek için yaptiklari azimli reformlarin, mali, parasal ve bankacilik kurumlarinin dayanikliligini ve esnekligini artiran çabalarinin önemli etkisi olmustur. AFRIKA Gelismis ülkelerin bir çogunda görülen durgunluga karsilik Afrika ülkelerinin geçen 3 yildaki GSYIH büyümesi güçlü olmustur. (2001 yilinda %3,7, 2002 yilinda %3,1, 2003 yili için beklenen %3,7). Bu, petrol disi hammadde fiyatlarindaki olumlu gelismeler, dünya ekonomisindeki toparlanma, HIPC (Agir Borçlu Fakir Ülkeler) girisimi kapsaminda yapilan borç indirimleri gibi dis faktörlerin yaninda, bir çok Afrika ülkesinde makroekonomik politikalarda görülen iyilesme egiliminden kaynaklanmaktadir. Zimbabwe, Angola ve Nijerya disindaki Afrika ülkelerinde enflasyon artik düsük seviyededir ve kamu bütçe açiklari kontrol altina alinmistir. Ancak, Sahra Alti Afrika ülkelerinin bir çogunda cari islemler açigi göreli olarak yüksektir. Bu, bir ölçüde yüksek borç seviyelerinden, diger taraftan ise düsük kisi basi gelir ve ekonomik çesitlenmenin karsisindaki yapisal engellerle iliskili olarak düsük kalan tasarruf oraniyla açiklanabilir. Hava kosullari, siyasi belirsizlikler, çatismalar ve jeopolitik belirsizlikler gibi yerel kötü sartlar 2003 yilinda Afrika GSYIH'sinda beklenen artisi sekteye ugratabilir. Magrip ülkelerinden Cezayir'de olumlu hava kosullari ve genisletici mali politikalarinin, Fas ve Tunus'ta ekonomik reformlarin, Bati ve Merkezi Afrika'da Nijerya'nin petrol üretiminin artmasinin ve Güney Afrika'da Botswana'nin madencilik üretiminin artmasinin GSYIH'yi artirmasi beklenmektedir. Diger taraftan, GSYIH artis hizinin Afrika'nin diger kesimlerinde düsmesi beklenmektedir. Özellikle, Etiyopya'da devam eden kitligin, Fildisi Sahilindeki siyasi istikrarsizligin, Büyük Göl bölgesinde teröre bagli risklerden dolayi azalan turizmin ve Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki politik sorunlarin GSYIH büyümesinin yavaslatacagi öngörülmektedir. 2004 yilinda hava kosullarindaki iyilesmenin ve çatismalarin azalmasinin da Afrika'da GSYIH'nin artisina önemli katkida bulunacagi düsünülmektedir. Afrika kitasinda büyüme, güçlenmesine ragmen hala düsük seviyededir. Milenyum Kalkinma Hedefleri çerçevesinde, 1990-2015 yillari arasinda fakirligi yariya indirmek için yillik ortalama %7 oraninda büyüme hizinin yakalanmasi gerekmektedir. Silahli çatismalar, siyasi istikrarsizliklar, uzun vadeli büyümeyi sekteye ugratmakta, adli sitem mülkiyet haklarini |